İstanbul Bariatrics | Blog

İstanbul Bariatrics   

Morbid Obezite - İleri şişmanlık neden tehlikelidir ?

Morbid Obezite - İleri şişmanlık neden tehlikelidir ?

Morbid obezite henüz hiçbir ek/yandaş sıkıntıya neden olmadan önce bile o kişiyi başkalarına muhtaç bırakanbilen , özgüveni sarsabilen ve düşük “benlik” hissine yol açabilen bir hastalıktır.

Çok genç yaşta normal günlük gereksinimlerinizi bile yardım almadan yapamamak tabi ki çok üzücü bir durumdur.  Bu kişiler her koltuğa oturamayan, her araca binemeyen, ayak ayak üstüne atamayan ve günlük basit ihtiyaçlarını ve hatta kişisel temizliklerini sağlamakta bile başkalarının yardımına gereksinim duyan insanlar haline gelirler. Salt bunlar bile ciddi depresyon ve sosyal izolasyon duygusunun yerleşmesine yetebilmektedir.

Şişmanlık neden riskli ? Şişmanlık ameliyatları yaşamı uzatır mı ?

Morbid obezite ölümcül bir hastalık. Yegane kalıcı tedavisi ise bariatrik cerrahi. Prof Türkçapar bu ameliyatların bilimsel olarak kanıtlanmış yararlarına dikkati çekiyor.

Şişmanlık giderici ameliyatlar. 2015 ve sonrası.

Tıpta “bariatrik cerrahi” olarak bilinen “aşırı şişmanlığı giderici” ameliyatlar ile ilgili olarak son bilgiler nelerdir? Prof Yerdel konunun 2015 yılındaki sınırlarını çiziyor.

İleri şişmanlık neden tehlikeli?

Morbid obezite; yağ hücrelerinin tıka basa yağ molekülleri ile dolup şişmesi sonucunda aslında vücutta müzmin (kronik) bir iltihabi süreç oluşturur. Aslında bu bağlamda aşırı şişmanlığı kronik bir inflamatuar (iltihabi) hastalık olarak tanımlamak hiç de yanlış olmayacaktır. Dolayısı ile vücudumuzdaki tüm sistemler ve tüm organlar ileri obeziteden olumsuz biçimde etkileneceklerdir. Bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkan ikincil sağlık problemleri ve hastalıklara ise tıpta “ko-morbidite” denilmektedir. Morbid obezite yani aşırı şişmanlık; kişinin sosyal hayatını, yaşam kalitesini ve ruhsal durumunu ciddi biçimde sıkıntıya sokmanın ötesinde çok önemli, hatta yaşamı kısaltan ve “ölüme” neden olabilen bir dizi “ko-morbidite” yani ikincil (ya da yandaş) hastalığa yol açmaktadır.  Şişmanlığa bağlı olarak ortaya çıkabilen ikincil hastalıklar aşağıda sıralanmıştır:

Morbid obezite neden tehlikeli ? Prof. Yerdel yorumları

Aşırı şişmanlık ya da morbid obezite neden hayatı tehdid ediyor ?

Şişmanlık ve morbid obezite neden ölümcül bir hastalık ? İstanbul Bariatrics

Morbid obezite hem çok yaygın ve hem de “ölümcül” bir hastalık. Peki neden ? Bu videoda tüm şişmanların yakasını bırakmayan problemlere değiniliyor.

morbid obezite neden tehlikelidir

1. Obezite ve kalp-damar problemleri:

Şişmanlık belli bir aşamadan sonra o kişide şeker hastalığına, hipertansiyona ve kan yağlarında (kolesterol) artmaya neden olur ve bu komplikasyonlar “morbid obezite” ‘de çok erken yaşlarda ortaya çıkarlar. Bilindiği gibi zamanımızdaki birinci ölüm nedeni halen damar sertliğidir (atheroskleroz)  ve gerek şeker hastalığı, gerek hipertansiyon ve gerekse kolesterol seviyesindeki artmalar damar sertliği gelişimi açısından en önemli risk faktörleridir. Dolayısı ile morbid obezler,  eğer tedavi edilmezlerse,  yaşdaşlarına göre çok daha erken zamanda damar sertliği ve buna bağlı oluşa gelebilen; kalp krizi (enfarktüs) ya da inme (stroke) gibi nedenlerden yaşamlarını yitirmektedirler. “Tedavi edilmezlerse” ifadesinin kullanılmasının nedeni burada bir de iyi haberin olmasındandır !  O da; irade, diyet ve önlemlerle sıklıkla (% 97-99) çözülemese de artık zamanımızda bir dizi laparoskopik yani “kapalı” ameliyatla morbid obezite tedavisinin hem de kalıcı biçimde mümkün olmasıdır.  Tıpta obezite cerrahisi / bariatrik cerrahi” olarak bilinen ve şişmanlığı giderici cerrahi girişimler olarak tanımlayabileceğimiz bu ameliyatlar sanıldığından çok daha az riskleri olan ancak hayat kurtarıcı, yaşamı uzatıcı (estetik cerrahi ile uzaktan ya da yakından hiçbir ilgisi olmayan) müdahalelerdir. Bu nedenle de ; hastayı karşı karşıya bıraktıkları risklere karşın tüm dünyada çok aktif ve sıklığı giderek artan biçimde uygulanmaktadırlar. Çünkü bu girişimler; şişmanlığı gidermenin ve yaşam kalitesini müthiş şekilde düzeltmenin yanı sıra, başta Tip II şeker hastalığı, karaciğer yağlanması, uyku apnesi ve hipertansiyon olmak üzere diğer yandaş problemlerin de süratle düzelmesini sağlayarak hastaların ömrünü de hatırı sayılır şekilde uzattığı bilimsel olarak kanıtlanmış ameliyatlardır. Zamanımızda A.B.D. ‘nde en sık yapılan ikinci laparoskopik ameliyatlar safra kesesi ameliyatlarından sonra obezite cerrahisi girişimleri olmuştur.

Semra Kundak (47) tüp mide ameliyatı sürecini bizlerle paylaşıyor. İstanbul Bariatrics

Necla Öner tüp mide ameliyatı öncesi ve sonrasını anlatıyor. İstanbul Bariatrics

Obezite ayrıca kalp kasında aşırı büyümelere (hipertrofi), kalp yetmezliğine, değişik ritim bozukluklarına da yol açabilmektedir ve özellikle ciddi uyku apnesinin de bulunması bu riskleri arttırır. Obeziteye bağlı ciddi ritim sorunları ani ölümler ile sonuçlanabilir. Obezite ayrıca karın içi basıncını arttırarak lenf ve toplar damar sistemindeki akışı bozarak bacaklarda şişmelere, ödem oluşumuna, varislere ve daha ileri olgularda “staz ülseri” olarak bilinen bacak yaralarına yol açabilir.

2. Obezite ve şeker hastalığı:

Tip II diyabet sıklıkla obezlerlerde oluşan bir şeker hastalığıdır. Abdominal obezite, Tip II şeker hastalığı gelişimi açısından kanıtlanmış bir risk faktörüdür. Tip II şeker hastalığı: kan insülin seviyesinde artma (insülin direnci), şeker toleransının giderek bozulması, açlık kan şekerinin giderek yükselmesi ve sonunda aşikar şeker hastalığı ile sonuçlanan bir süreçtir. Tip II şeker hastalığı için verilen ilaçların büyük bölümü maalesef şişmanlığı daha da arttırıcı etki gösterirler. Tip II şeker hastalığının ileri aşamalarında ise insülin kullanımı gerekebilir ve bu da hastalara daha da fazla kilo aldırtıcı bir hormonal ortam yaratır.

Op. Dr. Barbaros’un ağzından geçirdiği tüp mide ameliyatı

Op. Dr. Barbaros morbid obezite nedeni ile “tüp mide” ameliyatı oldu. Henüz kilo bile vermeden şeker hastalığı düzeldi ve ilaçları bıraktı. Kendisi anlatıyor.

Hastalarımızdan Kerim Tolgay mide by-pass’ı ile önce şeker hastalığı ve sonra da aşırı şişmanlıktan kurtuluşunu anlatıyor.

 

3. Obezite üreme sistemi ve polikistik over sendromu:

Obezite cinsel arzu ve performansı bariz biçimde olumsuz etkilemektedir. Obez kadınlarda adet düzensizlikleri daha sıktır. Gene polikistik over sendromu da sıklıkla obez kadınlarda gözlenir. Bunların nedeni ; artan yağ dokusuna ikincil olarak ortaya çıkan birtakım hormon dengesizlikleridir. Polikistik over sendromu etkilediği kadınların sağlıklı biçimde yumurta ürete bilirliğini ve “fertilite” ’yi , yani üreme özelliğini bozan bir durumdur. Adet düzensizlikleri, hamile kalamama, erkek tipi kıllanma ve kelleşme, sivilceli-yağlı bir cilt ve kepekli saçlar şişmanlık ile birlikte polikistik over sendromuna özgü rahatsızlıklardır.

Berna Gürçay obezite cerrahisinin polikistik overden kurtulmasına nasıl yardım ettiğini anlatıyor

Polikistik over morbid obezite düzeyinde şişman olan birçok hanımı etkilemekte olan önemli bir “infertilite” nedenidir. Morbid obezite ise başlı başına yaşamı tehdit eden bir hastalıktır. Sn. Berna Gürçay 7 ay önce “tüp mide” ameliyatı oldu 43 kilo verdi. Artık çok daha sağlıklı.

Obezite cerrahisi sonrası cinsel güç değişir mi ?

Tüp mide ameliyatı polikistik over’i düzeltir mi ?

Mide küçültme ameliyatları sadece kilo verdirmez. Birçok yandaş hastalıkların da ortadan kalkmasını sağlayabilir. Örneğin şeker ve uyku apnesi henüz kilo kaybedilmeden bile düzelebilir.

Polikistik over sendromunun muhtemelen en iyi tedavisi kilo vermektir. Vücut ağırlığında % 10’u aşan bir zayıflama sağlanabilirse bu o kişilerde başarılı yumurtlama ve hamile kalabilme için yeterli olabilir. Bazen birtakım ilaçlar da kullanılır.

4. Obezite, uyku bozuklukları ve sleep apne (uyku apnesi):

Obezlerde uyku bozuklukları çok sıktır. Bunların başında “uyku apnesi” gelmekle birlikte; yandaş hastalıklara, psikiyatrik sorunlara ya da alınmakta olan ilaçlara da bağlı olabilir uyku problemleri. Öte yandan uykunun yetersiz oluşu da hem hormonal etkilerle ve hem de direk olarak obeziteyi arttırıcı etki göstermektedir. Çünkü daha az uyumak hem daha fazla yeme zamanına olanak tanır ve ayrıca uykusuzluğun oluşturduğu kronik yorgunluk hissi de daha az fizik aktivite yapılması ile sonuçlanır.

Tüp mide / mide küçültme ameliyatı ile uyku apnesi düzelir mi ?

Prof Yerdel şişmanlık cerrahisi sonrasında uyku apnesinin de birçok yandaş hastalıkta olduğu gibi düzelebildiğine değiniyor.

Uyku apnesi tıpta “tıkayıcı sleep apne” olarak bilinen ve sıklıkla şişmanlığa ikincil olarak gelişen bir sıkıntı olup, uykunun ataklar şeklinde “sekteye” uğraması durumudur. “Apne” soluk alamamak ya da solunumun durması demektir ve “sleep apne” uyku esnasında solunumun geçici olarak durması ve bunun sonucunda o kişinin aralıklarla uyanması şeklinde anlatılabilir. Şişmanlık hem uyku esnasında hava yolu tıkanıklığına yol açarak ve hem de merkezi sinir sistemi üzerinden etki yaparak uyku apnesine yol açmaktadır. Kilonun % 10 artması, tıkayıcı uyku apnesi gelişmesi olasılığını 6 kat arttırmaktadır. Uyku apnesi etkilediği kişilerde hipertansiyon ve aritmi gibi kalbe ait komplikasyonların olasılığını ve dolayısı ile ani ölüm riskini bile arttırabilen ciddi bir rahatsızlıktır. Öte yandan uykusuzluk ile birlikte seyrettiğinden şişmanlığı da arttırıcı etkisi vardır. Yani adeta bir kısır döngü yaratır. Dolayısı ile obezite ve özellikle morbid obezite tedavisinde “uyku apnesi” açısından duyarlı ve bilgili olmak, tedavi planının başarısı açısından son derece önemlidir. Çünkü çoğu hasta bu durumun farkında bile olmayabilir. Bu durumda uyku apnesi varlığına işaret edebilecek bazı bulguları araştırma görevi tabi ki biz hekimlere düşmektedir. Bunlar: gece çok sık uyanıyor olmak, gürültülü horlamak, havasızlık hissi ile ani uyanmalar, gün içinde uyuklama/bitkinlik halleri olması, sabah baş ağrıları ve dikkat ve hafıza bozuklukları şeklinde özetlenebilir. Uyku apnesinde doğru tedavi planı ise ancak net ve kesin tanı ile mümkündür ve bu amaçla “polisomnografi” adlı test altın standarttır. Tedavide ise hastaların CPAP (continuous positive airway pressure) adı verilen bir aleti uyku esnasında kullanmaları çok yardımcıdır. Morbid obezite söz konusu ise başarılı cerrahi girişimin ardından uyku apnesi de kilolarla birlikte süratle ortadan kalkabilecektir.

5. Obezite ve safra kesesi:

Tüm nüfusun % 10’unda yaşamın bir aşamasında safra kesesi taşları oluşagelmekte ve safra taşlarının sıklığı özellikle obezlerde daha da artmaktadır. Kadın obezlerde ise sıklık en yüksektir. Bunun muhtemel nedenleri; obezitenin safranın içeriğini değiştirmesi ve safra kesesinin boşalmasının yavaşlamasıdır. Dolayısı ile safra kesesi taşı hastalığına bağlı bir dizi problemin gelişimi açısından “obezite” bariz bir risk faktörüdür. Normalde sessiz sakin olarak duran bir safra kesesi taşının 5 yıl içinde sıkıntı yaşatma olasılığı % 10-15 civarındadır. Safra kesesi taşlarına bağlı olarak yaşanabilecek sıkıntıları maddeler halinde özetlersek:

– Bilier kolik (Sağ üst karın bölümünde en ağır hissedilen ve iki kürek kemiğinin arasına, arkaya sırta doğru vuran, bıçak batması hissedilip o kişiyi acil servise başvurtacak düzeyde bir ağrıdır. Nedeni safra kesesi taşının safra kesesi kanalını geçici olarak tıkamasıdır. Taş geri düşüne dek gerilemez. Bu düşme olmaz ise akut kolesistit denilen bir cerrahi acil gelişir).

– Akut kolesistit (Ameliyat gerektiren ve taşa bağlı safra kesesi tıkanıklığı sonucu gelişen yarı acil bir durumdur. Zamanımızda bu durum geliştiğinde tedavi acil cerrahi müdahaledir).

– Akut pankreatit (Safra taşlarının ana safra kanalı alt ucunu tıkadıklarında gözlenebilen ve % 10 olasılıkla hayati seyredebilen acil bir pankreas hastalığıdır). •

– Mekanik sarılık (Safra taşlarının ana safra kanalına düşüp , safra akışını tıkadıklarında ortaya çıkan ve mutlak surette acil girişim gerektiren , kaşıntı ile birlikte deride sararma ile karakterli bir komplikasyondur).

Bu arada ani ve hızlı kilo kayıplarının ve dolayısı ile obezite ameliyatların sonrasında safra kesesi taşı oluşumu sıklığı da artar. Bu nedenle mide küçültme ameliyatlar esnasında rutin olarak safra kesesinin çıkartılmasını önerenler de olmakla birlikte bu konu tartışmalıdır. Bizim “tüp mide” ameliyatı yapılacak olgulardaki yaklaşımımız; tüm hastalarımızın ameliyatının öncesinde mutlak surette üst batın ultrasonu yapmak ve hem karaciğeri ve hem de safra kesesinin durumunu değerlendirmektir. Safra kesesinde ultrasonda taş saptanan olgularda şişmanlık cerrahisi esnasında safra kesini de çıkartmaktayız. Bunun dışında rutin olarak safra kesesini çıkartmıyoruz. Ameliyat sonrasındaki kontrollerde safra çamuru saptadığımız olgularda ise “ursodeoxycolic asit” gibi ilaçlar kullanarak taş gelişimini ya da problem yaratması riskini azaltmaya çalışıyoruz. Bu yaklaşım birçok obezite merkezinin de rutin yaklaşımıdır. Mide by-pass’ı ameliyatı veya “duodenal switch” ameliyatı yapılacak ise; tüm olgularda taş olup olmadığına bakmaksızın bazı özel nedenlerden safra kesesi de rutin olarak çıkartılmak durumundadır.

 

6. Obezite ve karaciğer

Obezitede karaciğerin de yağlanması kaçınılmaz bir durumdur ve bu tıpta “steatosis” olarak bilinir . Tüm obezlerin 2/3 ‘ünde, morbid obezite söz konusu ise bunların % 90’ ında karaciğer yağlanması olur ve bunların da bir kısmında ciddi ve bazen de kalıcı karaciğer hasarı gelişebilir. Aşırı şişmanlığa bağlı karaciğer yağlanması sonucu oluşan bu durum, ciddi alkol tüketimi de olmayan bir kişide özel bir hastalık tablosu olarak değerlendirilir ve tıpta “non-alcoholic-fatty-liver-disease NAFLD” (alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı) olarak bilinir. Eğer obezite giderilmez ise karaciğer yaralanmasının ciddiyeti giderek artarak tıpta NASH ( non-alcoholic-steato-hepatitis) sendromu olarak bilinen ve karaciğer sirozuna yol açabilecek ciddiyette kronik hepatit tabloları ortaya çıkabilir. Bu nedenlerle merkezimizde tüm obezite cerrahisi adayı hastalara ameliyat öncesinde karaciğer fonksiyon testleri ve karaciğerin ultrason ile incelenmesi bir rutin olarak yapılmaktadır. Obezite ameliyatı sonrasında ciddi kilo vermenin ardından NASH sendromu tamamen ortadan kalkabilmektedir. Bu bağlamda hastaların ciddi ve kalıcı karaciğer hasarı oluşmadan ameliyat edilmiş olmaları tabi ki büyük önem taşır.

 

7. Obezite ve akciğerler:

Hem çocuklar ve hem de erişkinlerde “obez” olmak ile “nefes darlığı çekmek” arasında aşikar bir ilişki vardır. Obezler fizik aktivite yaptıklarında daha çabuk nefessiz kalırlar. Bu egzersiz kapasitesindeki azalmanın nedeni taşıdıkları aşırı kilolara bağlı olarak artmış olan genel metabolik maliyettir. Ayrıca obezlerde göğüs kafesinin genişleyebilme özelliği ve solunum kaslarının gücü azalır , karın içi yağların artması sonucu diyafram akciğerleri yukarı doğru sıkıştırmaya başlar ve bunlar da “nefes darlığını” ve bunun algılanmasını artıran nedenlerdir. Obezite sonucu akciğerlerin daha az havalanması durumu tıpta bir Charles Dickens karakterinden esinlenerek “Pickwickian” sendromu olarak da bilinir. Vücut kitle indeksinin 50’nin üstünde olduğu “süper” obezlerde solunum fonksiyonları daha da ileri oranda bozuk olabilir ve bunlarda ciddi solunum kısıtlanması çok nadir değildir. Dolayısı ile “obezite cerrahisi” adayı morbid obezite hastalarının değerlendirilmesi esnasında tecrübeli göğüs hastalıkları uzmanlarının değerlendirmesi büyük önem taşır. Bu değerlendirmede muayene ve akciğer filmine ek olarak mutlaka solunum fonksiyon testleri yapılır, bazen kan gazlarının görülmesi gerekebilir ve muhtemel akciğer hastalığının varlığı ve ciddiyeti araştırılır. Çünkü sonuçlara göre değişik tedavi stratejileri belirlenmesi olasıdır.

 

8. Obezite ve eklem – kemik problemleri:

Obezite sıklıkla iskelet – kas sisteminde ağrılara ve tıpta “osteoartrit” olarak bilinen eklem problemlerine yol açarak çeşitli fonksiyon ve hareket kısıtlanmalarına yol açar. Şişmanlar bu nedenle daha az hareket edebilirler, daha az esnekler ve basit yer hareketleri esnasında bile ağrı duyarlar. Obezite sonucu en başta etkilenen eklemler; başta diz sonra da ayak bileğidir. Çünkü vücut ağırlığını en fazla bu eklemler taşımaktadır. Öte yandan obezlerde hiç ağırlık taşımayan eklemlerde de “artrit” benzeri problemler oluşabilir ve bu obezitenin aslında sistemik bir iltihabi hastalık olduğunun önemli göstergelerindendir. Aşırı kilo ayrıca tipik olarak “disk” problemlerine ve sonucunda alt bel ağrılarına yol açabilir. Bir obezlerin ciddi ağrıları olması daha az hareket etmesi sonucu kas kitlesi kaybına ve öte yandan daha da fazla kilo almasına yol açar. Ayrıca hem kalp ve hem de akciğerler de bu durumdan olumsuz etkilenirler.

Tüp mide ameliyatı sonrası 4. saat ve aylar sonrası.

Mide küçültme ameliyatları morbid obez hastalara yeni bir şans sunabilir. Ömrü uzatmaya ve yaşam kalitesini arttırmaya yardımcı olur. Bu videoda birçok yandaş hastalığından kurtulan bir hanımefendinin hikayesini bulacaksınız.

Obeziteye bağrı eklem ağrıları olanlar ağırlık kaldırmayı içermeyen hafif egzersizlerden yarar görebilirler. Ciddi “osteoartrit” yani eklem hastalığı sonucu eğer “protez” ameliyatı gerekiyorsa deneyimli ortopedistler öncelikle ciddi kilo verilmesini sağlık vermektedirler. Öte yandan defalarca diyeti denemiş bir morbid obezin ciddi eklem ağrıları da varsa bu denli kilo verebilmeleri genellikle ileri derecede zordur. Dolayısı ile “obezite cerrahisi”, yani şişmanlığı giderici ameliyatlar bu bağlamda da paha biçilmez girişimlerdir. Bazı “protez” ameliyatlarına şişmanlık elimine edildikten sonra gerek bile kalmayabilir, ya da hatırı sayılır bir kilo kaybının ardından “protez” ameliyatı halen gerekiyorsa çok daha risksiz ve başarılı şekilde yapılabilir.

9. Obezite ve reflü:

Obezite reflü hastalığı olasılığını ve ciddiyetini arttırır. Ayrıca sadece kronik reflü sonucu yutma borusu alt ucunda oluşa gelebilen “Barrett” yarası ve yutma borusu alt uç kanseri gelişimi riski de obezlerde bariz olarak daha fazladır. Obezlerde reflünün artmasının nedenleri; karın içi basıncı yükseltmesi ve mide üstündeki basıncın artması, mide boşalmasını geciktirmesi ve mide kapakçığı üstüne de gevşetici etki yaratmasındandır. Öte yandan reflü hastalığının tek kalıcı tedavisi olan laparoskopik anti-reflü girişimler obez hastalarda daha az başarılı olmakta ve nüks olasılığı bir miktar yükselmektedir. Bu gerçeğe ışık tutan bir çalışmamız “Surgical Endoscopy” dergisinde yayınlanmış bulunmaktadır. Morbid obez olup çok ciddi reflü hastalığı da olanlarda hem şişmanlığı ve hem de reflüyü ortadan kaldırabildiğinden, laparoskopik mide by-pass’ı ameliyatları tercih edilebilir.

mide küçültme ameliyatı hayat kurtarıyor

10. Obezite ve sindirim sistemi:

Obezlerde diş sağlığı bariz olarak daha kötüdür. Özellikle genç obezlerde diş eti hastalıkları da artar. Diş problemlerinin sıkılığı obezlerin “fiber” (lif) içeren gıdaları tüketmelerini zorlaştırdığından bu kişiler fazla çiğneme gerektirmeyen ve çok yüksek kalorili yanlış gıdalarla beslenir ve daha da fazla kilo alırlar. Yeterli fiberden yoksun beslenen ve hareketlilikleri de azalmış obezlerde genellikle kabızlık olur. Dolayısı ile hem artmış karın içi basıncı ve hem de kronik kabızlığın da etkisi ile obezlerde kalın barsak divertikülleri ve hemoroit (basur) hastalığı riski de bariz biçimde artar. Gene aynı nedenlerden obezlerde kasık ve göbek fıtığı gibi” karın ön duvarı fıtıkları” riski de anlamlı oranda yüksektir.

11. Obezite ve kanser:

Obezite, çeşitli organlarda kanser gelişimi açısından kanıtlanmış bir risk faktörüdür. Ayrıca obezite kansere bağlı ölümlerin sıkılığını da artırmaktadır. Obeziteye bağlı olarak yakalanma sıklığının arttığı kanserler; yutma borusu (ösefagus), kalın barsak (kolon ve rektum), meme, böbrek, rahim, rahim ağzı, prostat, pankreas ve safra kesesi kanserleri olarak özetlenebilir. Obezite durumunun kanser sıklığını arttırmakta olduğunu bilmemize karşın bunun mekanizması halen tartışmalıdır. Kadınlarda obezite serum östrojen miktarını arttırmaktadır ve belki bu önemli bir nedendir. Gene obezlerde IGF-I (insulin like growth factor) olarak bilinen ve kanser oluşumu riskini arttıran diğer bir hormon seviyesi de yükselmekte olup bu da artmış kanser riskinden sorumlu olabilir şeklinde düşünülmektedir. Obez hastalardaki bu artmış kanser riski ameliyat adayı olan hastalarımıza yaklaşımımızı da etkiler. 35 Yaş üstü morbid obez hanımlarda memelerin ameliyat öncesinde değerlendirilmesi ve 40 yaşın üstündeki erkek veya kadın tüm hastalarda ise kolonoskopi ile kalın bağırsağın değerlendirilmesi merkezimizde giderek bir rutin yaklaşım olmak yolundadır. Tıpta “Swedish Obese Study” olarak bilinen paha biçilmez değerdeki önemli çalışmada, özellikle kadınlarda, şişmanlığı giderici ameliyatların uzun dönemde çeşitli kanserlere bağlı ölümleri azalttığı net biçimde kanıtlanmıştır.

Şişmanlık ameliyatları yaşamı uzatmaya ve hayat kalitesini arttırmaya yardımcı olur. Prof Yerdel canlı yayında.

Şişmanlık cerrahisi hayat kurtarabilir. Bu girişimler öncelikle damar sertliğini azalmaya yardımcı olurlar. Bunu tip 2 şeker hastalığı / tansiyonu gidererek ve kan yağlarını azaltarak yaparlar. Damar sertliğinin azalması sonuç olarak enfarktüs ve inme riskini anlamlı oranda düşürür.

Tüm yukarıda özetlenen bilgilerin ışığında çoğu morbid obezin genç olmasına şaşırmamak gerekir ! Çünkü bu durumun nedeninin altında aslında acı bir gerçek yatmaktadır. Zira bu düzeyde şişman olanlar genellikle 70-80 yaşına kadar yaşayamazlar ve maalesef genç yaşlarda kaybedilme riskleri (eğer tedavi edilmezler ise) son derece yüksektir.

Morbid obezite açısından ülkemizde durum nedir ?
Madem bu kadar ciddi bir hastalık neden kilo vermiyor morbid obezler ? Ya da neden bu kadar kilo alınır ?
Diyet, egzersiz ve tüm desteğe karşın giderilmesi aşırı zor hatta neredeyse imkansız bir şişmanlıktan mı bahsediyoruz ?
Diyet, egzersiz programları birtakım bitkisel ilaçlar günümüzde medyada geniş yer bulmakta. Obezite sorunu olanların akılları oldukça karışmış olmalı ! Şunu da çok duyuyoruz: “kilo vermek için her yolu denedim ama verdiğim kiloları fazlası ile geri alıyorum”. Bu hastalıktan kurtulmanın daha kesin yöntemi yok mudur ?

Morbid Obez Olabilirsiniz Ama Çaresiz Değilsiniz

0 533 203 28 62
0 532 176 18 05
Mail Gönderin